| Yazar | : | Prof. Dr. Vahdettin Engin |
| İsbn | : | 9789756480281 |
| Yayın Tarihi | : | Nisan, 2011 |
| Dil | : | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | : | 223 |
| Ölçü | : | 13,5 x 21 cm |
| Yayınevi | : | Yeditepe Yayınevi |
1699 Karlofça Antlaşması ile ilk defa toprak kaybeden Osmanlı Devleti, Rusya'nın Kırım'ı 1783te işgali ile ilk defa bir İslam toprağında gayrimüslimlerin hâkimiyetini kabullenmek zorunda kalmıştı. Böylelikle insani güzellikleri gösterme adına Viyana kapılarına kadar ulaşan, hak ve hakikati tebliğ için geliştirilen fetih politikası, tam anlamıyla bir muhafaza ve müdafaa politikasına dönüşmüştü. Hatta, devletin içinde bulunduğu durum, kendi sınırlarını kendi kuvvetiyle korumaya yetmediği için, Osmanlı Devleti değişik Avrupa devletlerinin vesayeti altında statükoyu korumaya başlamıştı. Bunun sonucunda 18. ve 19. asırlar, Osmanlı idarecilerinin İngiltere, Fransa, Rusya ve Almanya arasındaki menfaat çatışmalarından istifade ederek, güç dengeleri içinde devlete en uygun pozisyonu aradığı asırlar olmuştur. II. Abdülhamid tahta çıktığında kendini bir ateş çemberi içinde buldu. Ruslar Kırım ve Kafkasya'yı. Fransızlar Cezayir'i ele geçirmiş, Sırbistan ve Romanya özerkliğini, Yunanistan ise, bağımsızlığını kazanmıştı. Osmanlı Devleti, 1877-1 878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda uğradığı yenilgi ile hem Bulgaristan'ı hem de uluslararası prestijini kaybetti. Osmanlı Devleti, uluslararası arenada bu kadar güç bir durumda iken, ülke içinde de, hemen hemen her konuda bir kriz yaşanmaktaydı. Sultan Abdülhamid, hatıralarında bu durumu şöyle tasvir eder: "Hazine borç içindeydi. Tanzimat'tan beri her şeyimizi Avrupa'dan getirtir olmuştuk. Ülkede kurulmuş birkaç fabrika da kapanacak haldeydi. Yol yoktu, haberleşme güçleşmişti. Kadroların büyük bir kısmı ekalliyetin (azınlıkların) elindeydi. Avrupa'da ki elçiliklerimizde Rum soyundan memurlar vardı ki bazıları Yunanistan'a hizmet etmeyi Osmanlı İmparatorluğu'na hizmetin önünde tutuyorlardı. Birşey daha vardı: DÜNYA'DA YALNIZDIK. Düşman vardı, fakat dost yoktu. Salip her zaman müttefik bulabilmekte, hilâl her zaman yalnız kalmaktaydı… '